2014 RAMAZAN AYI NE ZAMAN, ramazan bayramı 2014, RAMAZAN NE ZAMAN 2014, ramazan bayramı hani güne geliyor 2014, ramazan bayramı kaç gün tatil, 2014 ramazan bayramı tatili kaç gün, 2014 RAMAZAN BAŞLANGICI, ramazan bayramı 2014 tatil günleri, RAMAZAN 1. GÜN NE ZAMAN, ramazan orucu ne zaman 2014, RAMAZAN ORUCU 2014

2014 RAMAZAN ORUCU NE ZAMAN BAŞLIYOR?
2014 yılı Ramazan Orucu Ne Zaman Başlıyor?
Ramazan Bayramı hangi güne Geliyor?
Ramazan Bayramı kaç gün tatil?
Evet bu soruların cevabını yazımızın devamında bulabilirisiniz...
11 ayın sultanı İslam aleminin kutsal oruç ayı Ramazan ayı bu sene Haziran ayına denk geliyor. bilindiği gibi Ramazan ayı Hicri Takvime göre düzenleniyor ve her yıl 10 gün geriye gidiyor. İşte bu sene Ramazan Ayı başlangıcı ve Ramazan Bayramı günleri...
2014 Ramazan Orucu Başlangıcı:
Ramazan Orucu Başlangıcı 28 Haziran 2014 Cumartesi
Kadir Gecesi 23 Temmuz 2014 Çarşamba
Ramazan Bayramı Arefe 27 Temmuz 2014 Pazar
2014 Ramazan Bayramı Hangi Gün?
Ramazan Bayramı 1. Gün 28 Temmuz 2014 Pazartesi
Ramazan Bayramı 2. Gün 29 Temmuz 2014 Salı
Ramazan Bayramı 3. Gün 30 Temmuz 2014 Çarşamba
2014 Ramazan Bayramı Kaç gün TATİL?
Ramazan Bayramı bu sene Pazartesi gününe denk geliyor ve Çarşamba günü son buluyor. Hafta içine denk geldiği için Cumartesi ve Pazar günü ile birleşerek 5 günlük bir tatil yapacağız.
Perşembe ve Cuma günü de tatil edilirse 9 günlük bir Ramazan Bayramı Tatili bizi bekliyor olacak...
Ramazan'ın Önemi:
Kur'an'ın ilk ayetlerinin vahiy edildiği Kadir Gecesi bu ayın içindedir. Hangi gün olduğu bilinmemekle birlikte Ramazan ayının 27. gecesi Kadir Gecesi olarak kabul edilir.
Kadir gecesi ile ilgili Kur’an’ın 97.süresi olan Kadir Suresinin ilk üç ayeti şöyledir:
“ Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. ”
kurban bayramı 9 gün tatil, kurban bayramında otoyollar ücretsiz, kurban bayramı ne zaman 2013, kurban bayramı kaç gün izin, bu sene kurban bayramı ne zaman, kurban bayramı bu sene kaç gün tatil, 2013 kurban bayramı izni kaç gün, kurban bayramı hangi güne denk geliyor, guncelportal.blogspot.com, kurban bayramı tatili 2013
2013 KURBAN BAYRAMI
2013 Yılı Kurban Bayramı Ne Zaman?
Bu sene Kurban Bayramı ne zaman olacak, kaç gün tatil olacak Guncelportal.blogspot.com olarak bilgi vermek istedik. 2013 kurban bayramı günlerini yazımızın devamında bulabilirsiniz...
2013 KURBAN BAYRAMI
Kurban Bayramı Arefe: 14 Ekim 2013 Pazartesi
Kurban Bayramı 1.gün: 15 Ekim 2013 Salı
Kurban Bayramı 2.gün: 16 Ekim 2013 Çarşamba
Kurban Bayramı 3.gün: 17 Ekim 2013 Perşembe
Kurban Bayramı 4.gün: 18 Ekim 2013 Cuma
Kurban Bayramı Tatili Kaç Gün Olacak?
Kurban bayramı tatili 9 gün oldu...
14 ekim arefe gününün tatil edilmesi ile birlikte cumartesi ve pazar ile birleşen kurban bayramı 9 günlük bir tatile çıktı...
Otoyollar ve toplu taşıma ücretsiz...
2013 yılı Kurban Bayramı için düşüncelerinizi YORUM bölümünden yazabilirsiniz...
kadir gecesi mesajları 2013, 3 ağustos 2013 kadir gecesi için en güzel mesajlar, kadir gecesi SMS, kadir gecesi MMS, kadir gecesi mesajlar, kadir gecesi için güzel sözler, kadir gecesi mesajlar 2013, 3.8.2013 kadir gecesi , 3 ağustos 2013 kadir gecesi, kadir gecesinde atılacak mesajlar, güzel sözler kadir gecesi, resimli kadir gecesi mesajları, facebook kadir gecesi kapak resimleri, facebook kadir gecesi kapak fotoğrafları,
KADİR GECESİ MESAJLARI - RESİMLİ KADİR GECESİ MESAJLARI
Kadir Gecesinden sevdiklerinize yollayabileceğiniz en güzel Kadir Gecesi mesajlarını sözlerini sizler için derledik...
Aşağıda hem Kadir gecesi için kısa mesajlarını hem de Facebook için kullanabileceğiniz Resimli Kadir gecesi Mesajlarını bulabilirsiniz...
En Güzel Kadir Gecesi mesajları - En Güzel Kadir Gecesi Sözleri:
- Kadir Gecesi dileklerimizi, isteklerimizi Allaha arz etmek için de değerli bir fırsattır. Kadir Gecesi, Allahın rahmet ve bağışlanmasının sağanak halinde yeryüzüne indiği, dileyen her müminin armağanlara gark ettiği bir gecedir. Hepimize hayırlı olsun..
- Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun.. Kandiliniz mübarek olsun!
- Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.
- İslam'ın nurlu yüzü kalbine dolsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz olsun Günlerinize mutluluk, gönlünüze saadet dolsun Kandiliniz mübarek olsun!
- Bugün ettiğiniz bütün dualar göklere yükselip, tek tek kabul olup üzerinize sağanak gibi yağsın inşallah. Kadir Geceniz mübarek olsun.
- Binlerce çiçek var, ama gül başka. Milyonlarca insan var, ama dost başka. Milyarlarca gün var, ama bugün başka, Kadir Geceniz mübarek olsun.
- Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller...
- Mü'min, kulluk elbisesi günahlarla yıprandığında, onu tövbe iğnesiyle yamayandır.(Hadis-i Şerif) Kadir Geceniz Mübarek Olsun. guncelportal.blogspot.com
- Yüzünden gülücük, kalbinden sevgi, bedeninden sağlık, çevrende dostluk, ömründen huzur ve neşe eksik olmasın! Hayırlı Kandiller.
- Beyaz bir güvercin gönderiyorum sana, kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi, tüylerinde nur var. Senin de kalbin nurla dolsun kadir gecen mübarek olsun.
- Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.
- Bugün ellerinizi her zamankinden daha çok açın. Avucunuza melekler gül koysun, yüreğiniz coşsun. Kadir geceniz hayırlara vesile olsun.
- Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının pencerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun.
- "Kim erdemine inanarak ve sevabını umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse Allah onun bütün geçmiş günahlarını bağışlar" HADİS
- Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakisiniz kadar güzel, umudunuz yarın kadar yakın, yarınınız aşkınız kadar mutlu, aşkınız Kadir kadar mukaddes, dualarınız istediğiniz gibi makbul olsun.
- Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.
- O gece boyunca melekler, Rablerinin izniyle ölü canlara hayat taşımak için bölük bölük inerler; her çeşit barış, huzur, saadet ve güven taşırlar... ta şafak sökünceye dek!.. Bu mübarek Kadir Gecesinde Allah dualarınızı kabul etsin.




diyanet hac kura sonuçları, 24 temmuz hac kura sonuçları sorgula, hac kura sonuçları 2013, 2013 yılı hac kurası sonuçları, haça gideceklerin listesi, hac listesi 2013
2013 HAC KURA SONUÇLARI SORGULAMA
Bu sene Haca gidecek olan Hacı adaylarında %20 lik bir kontenjan azaltılması olacağı için Diyanet İşleri 2013 yılı Hac Kuralarını tekrar çekecek. Kura sonucunda 14 bin 800 Hacı adayının adaylığı ertelenmiş olacak.Kura sonuçlarına göre,
açıklamaları çıkacaktır.
Diyanet sitesi bugün 2013 yılı Hac Kura Sonuçlarını açıklayacak...
Aşağıdaki formdan 2013 Hac Kura Sonuçlarını sorgulayabilirsiniz..
İstanbul sahur saati 2013, 2013 ramazan İstanbul imsakiyesi, 2013 İstanbul için iftar vakitleri, 2013 İstanbul için sahur vakitleri, İstanbul oruç ne zaman açılıyor 2013, İstanbul oruç saatleri, İstanbulda oruç kaçta açılacak 2013, İstanbul 9 temmuz oruç kaçta açılacak ,istanbulda sahur kaçta bitiyor, sahur 9.7.2013, iftar 9.7.2913, sahur saati İstanbul 2013, iftar saati İstanbul 2013, 9 temmuz İstanbul sahur saati, sahur kaçta bitecek
2013 Ramazan ayı bu gece başlıyor. İlk sahur bu gece 9 temmuz 2013 salı günü başlıyor. Peki iftar ne zaman olacak. İstanbul'da oruç tutanlar için 2013 Ramazan imsakiyesini yayınladık. İşte 2013 Ramazan Sahur ve İftar saatleri...
İstanbul Sahur Ne Zaman?
İstanbul İftar Ne Zaman?
2013 Ramazan ayı bu gece başlıyor. İlk sahur bu gece 9 temmuz 2013 salı günü başlıyor. Peki iftar ne zaman olacak. İstanbul'da oruç tutanlar için 2013 Ramazan imsakiyesini yayınladık. İşte 2013 Ramazan Sahur ve İftar saatleri...
İstanbul Sahur Ne Zaman?
İstanbul İftar Ne Zaman?
| Gün | Tarih | İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |
| 1 | 09.07.2013 Salı | 03:35 | 05:33 | 13:16 | 17:13 | 20:47 | 22:35 |
| 2 | 10.07.2013 Çarşamba | 03:36 | 05:34 | 13:16 | 17:13 | 20:47 | 22:34 |
| 3 | 11.07.2013 Perşembe | 03:37 | 05:35 | 13:17 | 17:13 | 20:46 | 22:33 |
| 4 | 12.07.2013 Cuma | 03:38 | 05:35 | 13:17 | 17:13 | 20:46 | 22:32 |
| 5 | 13.07.2013 Cumartesi | 03:40 | 05:36 | 13:17 | 17:13 | 20:45 | 22:32 |
| 6 | 14.07.2013 Pazar | 03:41 | 05:37 | 13:17 | 17:13 | 20:45 | 22:31 |
| 7 | 15.07.2013 Pazartesi | 03:42 | 05:38 | 13:17 | 17:13 | 20:44 | 22:30 |
| 8 | 16.07.2013 Salı | 03:43 | 05:39 | 13:17 | 17:13 | 20:44 | 22:29 |
| 9 | 17.07.2013 Çarşamba | 03:45 | 05:39 | 13:17 | 17:13 | 20:43 | 22:27 |
| 10 | 18.07.2013 Perşembe | 03:46 | 05:40 | 13:17 | 17:13 | 20:42 | 22:26 |
| 11 | 19.07.2013 Cuma | 03:47 | 05:41 | 13:17 | 17:13 | 20:42 | 22:25 |
| 12 | 20.07.2013 Cumartesi | 03:49 | 05:42 | 13:18 | 17:13 | 20:41 | 22:24 |
| 13 | 21.07.2013 Pazar | 03:50 | 05:43 | 13:18 | 17:13 | 20:40 | 22:23 |
| 14 | 22.07.2013 Pazartesi | 03:52 | 05:44 | 13:18 | 17:13 | 20:39 | 22:21 |
| 15 | 23.07.2013 Salı | 03:53 | 05:44 | 13:18 | 17:12 | 20:39 | 22:20 |
| 16 | 24.07.2013 Çarşamba | 03:55 | 05:45 | 13:18 | 17:12 | 20:38 | 22:19 |
| 17 | 25.07.2013 Perşembe | 03:56 | 05:46 | 13:18 | 17:12 | 20:37 | 22:17 |
| 18 | 26.07.2013 Cuma | 03:58 | 05:47 | 13:18 | 17:12 | 20:36 | 22:16 |
| 19 | 27.07.2013 Cumartesi | 03:59 | 05:48 | 13:18 | 17:11 | 20:35 | 22:15 |
| 20 | 28.07.2013 Pazar | 04:01 | 05:49 | 13:18 | 17:11 | 20:34 | 22:13 |
| 21 | 29.07.2013 Pazartesi | 04:02 | 05:50 | 13:18 | 17:11 | 20:33 | 22:12 |
| 22 | 30.07.2013 Salı | 04:04 | 05:51 | 13:18 | 17:11 | 20:32 | 22:10 |
| 23 | 31.07.2013 Çarşamba | 04:05 | 05:52 | 13:18 | 17:10 | 20:31 | 22:09 |
| 24 | 01.08.2013 Perşembe | 04:07 | 05:53 | 13:18 | 17:10 | 20:30 | 22:07 |
| 25 | 02.08.2013 Cuma | 04:08 | 05:54 | 13:17 | 17:10 | 20:29 | 22:05 |
| 26 | 03.08.2013 Cumartesi | 04:10 | 05:55 | 13:17 | 17:09 | 20:28 | 22:04 |
| 27 | 04.08.2013 Pazar | 04:11 | 05:56 | 13:17 | 17:09 | 20:27 | 22:02 |
| 28 | 05.08.2013 Pazartesi | 04:13 | 05:57 | 13:17 | 17:08 | 20:25 | 22:00 |
| 29 | 06.08.2013 Salı | 04:14 | 05:58 | 13:17 | 17:08 | 20:24 | 21:59 |
| 30 | 07.08.2013 Çarşamba | 04:16 | 05:59 | 13:17 | 17:07 | 20:23 | 21:57 |
fitre 2013, fitre bedeli, fitre nedir, fitre kimlere verilir, 2013 fitre ne kadar, 2013 ramazan fitre bedeli ne kadar oldu, 1 kişi için fitre bedeli ne kadar, 2013 kişi başı fitre bedeli, fitre ücreti ne kadar, fıtır sadakası nedir, 2013 fıtır sadakası ne kadar, 2013 fıtır sadakası bedeli ne kadar
2013 yılı fitre bedeli belli oldu....
Diyanet işleri 2013 yılı fitre bedelini belirledi...
Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Kurulu, halk arasında 'fitre' olarak bilinen fıtır sadakası için asgari tutarı 9.5 TL olarak belirledi...
2013 yılı Ramazan ayı için geçen yıl 8.5 TL olana fitre bedeli bu sene 9.5 TL olarak açıklandı...
Peki Fitre Nedir? Kimler Fitre Vermeli? Fitre Kimlere Verilir?
Yazımızın devamında fitre ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz...
Fitre Nedir?
Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir mala sahip ve durumu iyi olan oruç tutamayacak durumda olan insanların Müslümanların Ramazan ayında fakirlere verdikleri yardıma fıtır sadakası denir. Buna fitre de denilmektedir.
İslam dinince zengin sayılan bütün Müslümanların, fıtır sadakalarını vermeleri vaciptir..
İSLÂM’DA FİTRE NEDİR, YÜKÜMLÜLÜK ŞARTLARI NELERDİR?
Bir kimsenin fitre yükümlüsü olması için şu şartların bulunması gerekir:
a) Müslüman olmak.
b) Nisap miktarı mala sahip bulunmak: Hanefilere göre fitre sadakası ile yükümlü sayılmak için, kişinin ramazan bayramının birinci günü, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olması gerekir. Zekât nisabından farklı olarak, sahip olunan malın “artıcı (nâmî)” özellikte olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması gerekmez. Temel ihtiyaçlar mesken, elbise, ev eşyası, binit, silah, hizmetçi, ailenin bir yıllık geçim masraflarıdır. Hesaplamada, ayrıca kesin alacakları eklemek ve borçları düşmek de gerekir. Nisap miktarı iki yüz dirhem gümüş veya yirmi miskal altın veya bunların kıymetine denk bir maldır. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise, fıtır sadakasının vücûbu için, zenginlik ölçüsü olan nisaba mâlik olmak şart değildir. Temel ihtiyaçların dışında, bayram gün ve gecesinde yetecek kadar azığa sahip olmak yeterlidir.
c) Ehliyet: Ebû Hanife, Ebû Yûsuf ve diğer üç mezhep imamının ortak görüşüne göre, fıtır sadakasının mâlî yönü ağır bastığı için, bununla yükümlülük için akıllı ve ergen olmak şart değildir. Bu yüzden küçüğün ve akıl hastasının malından da velisinin fitre vermesi gereklidir. Fitre’nin ibadet yönünü üstün kabul eden, Hanefilerden İmam Muhammed ve Züfer’e göre ise, küçüklerin ve akıl hastalarının malından fıtır sadakası gerekmez.
d) Velâyet ve bakmakla yükümlülük: Bir kimsenin, kendi dışındaki kişinin fıtır sadakası ile yükümlü sayılması için, bu kişinin onun velâyeti altında olan ve bakmakla yükümlü bulunduğu kişilerden olması gerekir. Buna göre bir kimse velâyeti altında bulunan küçük çocuklarının veya akıl hastası olan yakınlarının fitresini vermekle yükümlüdür.
e) Vakit: Hanefilere göre, fıtır sadakası ramazan bayramının 1. günü fecrin doğuşu ile vâcip olur. Çünkü fitre bayrama ait kılınmıştır. Hanefîler dışında üç mezhep imamına göre fitre Ramazan ayının son akşamı güneşin batmasından itibaren vacip olur. Bayramdan sonraya geri bırakılması caiz değildir. Ancak özürlü olması durumu müstesnadır. Bununla birlikte geri bırakma fitreyi düşürmez ve kazası gerekir. Bir özür yüzünden oruç tutamayan müslüman da fitre ile yükümlü olur. Hasta, yolcu ve çok yaşlı kimseler gibi. Bir kimse kendi yanında otursalar bile ana-babasının fitresini vermekle yükümlü değildir. Ancak babasının yoksul ve akıl hastası olması durumu müstesnadır.
Fitre kimlere verilebilir?
Fitre, verileceği yerler bakımından her durumda zekâtın benzeridir. Fitre, niyet edilerek fakirlere temlik suretiyle verilir, mübah kılma tarzında fitre olmaz. Niyet, fitreyi ayırırken veya verirken yapılabilir. Ancak fakire verirken bunun fitre olduğunu söylemek gerekmez. Bir kimse fitresini eşine, usul ve fürûuna yani anne veya babasına, çocuk ve torunlarına veremez. Ebû Yûsuf ile İmam Şâfiî’ye göre yoksul olan zimmîye (İslâm ülkesi vatandaşı olan gayri müslim) de verilemez. Fetvaya esas olan görüş budur. Çünkü fitrenin amacı, bayram gününde yoksul müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak, onların bayram sevincine katılmalarını sağlamak ve rahat ibadet yapmalarına imkân hazırlamaktır. Zimmîlere fitre vermekle bu amaç gerçekleşmiş olmaz. Bir kimse fitresini bir veya birkaç yoksula verebilir. Birden çok kimseler de fitrelerini birkaç yoksula veya tek yoksula verebilirler. Fakat bir görüşe göre bir fitre, birden çok yoksula dağıtılamaz. Çeşitli kimselere ait fitreler karıştırılarak da yoksullara dağıtılabilir. Bununla birlikte fitrelerin ayrı ayrı verilmesi daha uygundur. Fitre yükümlünün bulunduğu yerdeki yoksullara verilmelidir. Başka yerlere gönderilmesi mekruhtur.
Fitre miktarlarının kişinin bir günlük yiyecek ihtiyacını karşılamayı hedeflediğinde açıklık vardır. Nitekim yemin kefâretinin “ailesine yedirdiğinin ortalamasından 10 yoksulu doyurmak” ve oruç fidyesinin de “oruca güç yetiremeyenlerin bir yoksul doyumu kadar fidye vermekle yükümlü” tutulması, fıtır sadakasının miktarı konusunda ortalama bir ölçü getirmektedir. Bu da yoksulun bir günlük yiyecek ihtiyacının karşılanmasıdır. Fitre mal olarak değil de, para olarak verilecekse günün şartlarına göre, yükümlülerin durumu dikkate alınarak bir tespitin yapılması daha uygun olur. Bu, hadislerde belirtilen gıda maddelerinin ortalama değerlerini almakla da gerçekleşebilir.
Kaynak: wikipedia.org
2013 yılı fitre bedeli belli oldu....
Diyanet işleri 2013 yılı fitre bedelini belirledi...
Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Kurulu, halk arasında 'fitre' olarak bilinen fıtır sadakası için asgari tutarı 9.5 TL olarak belirledi...
2013 yılı Ramazan ayı için geçen yıl 8.5 TL olana fitre bedeli bu sene 9.5 TL olarak açıklandı...
Peki Fitre Nedir? Kimler Fitre Vermeli? Fitre Kimlere Verilir?
Yazımızın devamında fitre ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz...
Fitre Nedir?
Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir mala sahip ve durumu iyi olan oruç tutamayacak durumda olan insanların Müslümanların Ramazan ayında fakirlere verdikleri yardıma fıtır sadakası denir. Buna fitre de denilmektedir.
İslam dinince zengin sayılan bütün Müslümanların, fıtır sadakalarını vermeleri vaciptir..
İSLÂM’DA FİTRE NEDİR, YÜKÜMLÜLÜK ŞARTLARI NELERDİR?
Bir kimsenin fitre yükümlüsü olması için şu şartların bulunması gerekir:
a) Müslüman olmak.
b) Nisap miktarı mala sahip bulunmak: Hanefilere göre fitre sadakası ile yükümlü sayılmak için, kişinin ramazan bayramının birinci günü, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olması gerekir. Zekât nisabından farklı olarak, sahip olunan malın “artıcı (nâmî)” özellikte olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması gerekmez. Temel ihtiyaçlar mesken, elbise, ev eşyası, binit, silah, hizmetçi, ailenin bir yıllık geçim masraflarıdır. Hesaplamada, ayrıca kesin alacakları eklemek ve borçları düşmek de gerekir. Nisap miktarı iki yüz dirhem gümüş veya yirmi miskal altın veya bunların kıymetine denk bir maldır. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise, fıtır sadakasının vücûbu için, zenginlik ölçüsü olan nisaba mâlik olmak şart değildir. Temel ihtiyaçların dışında, bayram gün ve gecesinde yetecek kadar azığa sahip olmak yeterlidir.
c) Ehliyet: Ebû Hanife, Ebû Yûsuf ve diğer üç mezhep imamının ortak görüşüne göre, fıtır sadakasının mâlî yönü ağır bastığı için, bununla yükümlülük için akıllı ve ergen olmak şart değildir. Bu yüzden küçüğün ve akıl hastasının malından da velisinin fitre vermesi gereklidir. Fitre’nin ibadet yönünü üstün kabul eden, Hanefilerden İmam Muhammed ve Züfer’e göre ise, küçüklerin ve akıl hastalarının malından fıtır sadakası gerekmez.
d) Velâyet ve bakmakla yükümlülük: Bir kimsenin, kendi dışındaki kişinin fıtır sadakası ile yükümlü sayılması için, bu kişinin onun velâyeti altında olan ve bakmakla yükümlü bulunduğu kişilerden olması gerekir. Buna göre bir kimse velâyeti altında bulunan küçük çocuklarının veya akıl hastası olan yakınlarının fitresini vermekle yükümlüdür.
e) Vakit: Hanefilere göre, fıtır sadakası ramazan bayramının 1. günü fecrin doğuşu ile vâcip olur. Çünkü fitre bayrama ait kılınmıştır. Hanefîler dışında üç mezhep imamına göre fitre Ramazan ayının son akşamı güneşin batmasından itibaren vacip olur. Bayramdan sonraya geri bırakılması caiz değildir. Ancak özürlü olması durumu müstesnadır. Bununla birlikte geri bırakma fitreyi düşürmez ve kazası gerekir. Bir özür yüzünden oruç tutamayan müslüman da fitre ile yükümlü olur. Hasta, yolcu ve çok yaşlı kimseler gibi. Bir kimse kendi yanında otursalar bile ana-babasının fitresini vermekle yükümlü değildir. Ancak babasının yoksul ve akıl hastası olması durumu müstesnadır.
Fitre kimlere verilebilir?
Fitre, verileceği yerler bakımından her durumda zekâtın benzeridir. Fitre, niyet edilerek fakirlere temlik suretiyle verilir, mübah kılma tarzında fitre olmaz. Niyet, fitreyi ayırırken veya verirken yapılabilir. Ancak fakire verirken bunun fitre olduğunu söylemek gerekmez. Bir kimse fitresini eşine, usul ve fürûuna yani anne veya babasına, çocuk ve torunlarına veremez. Ebû Yûsuf ile İmam Şâfiî’ye göre yoksul olan zimmîye (İslâm ülkesi vatandaşı olan gayri müslim) de verilemez. Fetvaya esas olan görüş budur. Çünkü fitrenin amacı, bayram gününde yoksul müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak, onların bayram sevincine katılmalarını sağlamak ve rahat ibadet yapmalarına imkân hazırlamaktır. Zimmîlere fitre vermekle bu amaç gerçekleşmiş olmaz. Bir kimse fitresini bir veya birkaç yoksula verebilir. Birden çok kimseler de fitrelerini birkaç yoksula veya tek yoksula verebilirler. Fakat bir görüşe göre bir fitre, birden çok yoksula dağıtılamaz. Çeşitli kimselere ait fitreler karıştırılarak da yoksullara dağıtılabilir. Bununla birlikte fitrelerin ayrı ayrı verilmesi daha uygundur. Fitre yükümlünün bulunduğu yerdeki yoksullara verilmelidir. Başka yerlere gönderilmesi mekruhtur.
Fitre miktarlarının kişinin bir günlük yiyecek ihtiyacını karşılamayı hedeflediğinde açıklık vardır. Nitekim yemin kefâretinin “ailesine yedirdiğinin ortalamasından 10 yoksulu doyurmak” ve oruç fidyesinin de “oruca güç yetiremeyenlerin bir yoksul doyumu kadar fidye vermekle yükümlü” tutulması, fıtır sadakasının miktarı konusunda ortalama bir ölçü getirmektedir. Bu da yoksulun bir günlük yiyecek ihtiyacının karşılanmasıdır. Fitre mal olarak değil de, para olarak verilecekse günün şartlarına göre, yükümlülerin durumu dikkate alınarak bir tespitin yapılması daha uygun olur. Bu, hadislerde belirtilen gıda maddelerinin ortalama değerlerini almakla da gerçekleşebilir.
Kaynak: wikipedia.org
ramazan orucu ne zaman 2013, ramazan ayı ne zaman 2013, ramazan bayramı ne zaman, ramazan bayramı kaç gün tatil 2013, 2013 ramazan bayramı ne zaman, ramazan bayramı hangi güne denk geliyor, bu sene ramazan kaç gün tatil, bu sene ramazan ne zaman, şeker bayramı ne zaman 2013, kadir gecesi ne zaman, 2013 kadir gecesi, 2013 ramazan arefe ne zaman
Ramazan orucu bu sene hangi güne denk geliyor?
Ramazan ayını ve Ramazan Bayramı ile ilgili bilgileri yazımızda bulabilirsiniz...
2013 Ramazan Ayı
9 Temmuz 2013 Salı Ramazan ayı başlangıcı
3 Ağustos 2013 Cumartesi Kadir Gecesi
7 Ağustos 2013 Çarşamba Arefe
2013 Ramazan Bayramı
8 Ağustos 2013 Perşembe Ramazan Bayramı 1.Gün
9 Ağustos 2013 Cuma Ramazan Bayramı 2.Gün
10 Ağustos 2013 Cumartesi Ramazan Bayramı 3.Gün
Ramazan orucu bu sene hangi güne denk geliyor?
Ramazan ayını ve Ramazan Bayramı ile ilgili bilgileri yazımızda bulabilirsiniz...
2013 Ramazan Ayı
9 Temmuz 2013 Salı Ramazan ayı başlangıcı
3 Ağustos 2013 Cumartesi Kadir Gecesi
7 Ağustos 2013 Çarşamba Arefe
2013 Ramazan Bayramı
8 Ağustos 2013 Perşembe Ramazan Bayramı 1.Gün
9 Ağustos 2013 Cuma Ramazan Bayramı 2.Gün
10 Ağustos 2013 Cumartesi Ramazan Bayramı 3.Gün
hz muhammedin hayatı, hz muhammedin biyografisi kısaca, kısaca hz muhammedin hayati özeti, hz muhammedin hayatının kısa özeti, hz muhammedin kısaca hayati, hz muhammedin yaptığı savaşlar, hz. muhammedin hayati ozet, hz. muhammedin savaşları, kısaca hz muhammedin hayati, Peygamber Efendimizin hayati, Peygamber Efendimizin kısaca hayatı, peygamber efendimizin savaşları, peygamberimizin hayati, peygamberimizin hayati ozeti, peygamberimizin kısaca hayati, hz. muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, peygamber efendimiz hz.muhammed kısaca hayatı, hz.muhammed ne zaman doğdu, hz. muhammed nerede doğdu, hz.muhammed kaç yılında vefat etti, hz. muhammed kaç yılında peygamber oldu, hz. muhammedin mezarı nerededir, hz.muhammedin çocukluğu
Hz. Muhammed (S.A.V.) Hayatı:
Ebu el-Kasım Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalip bin Haşim (20 Nisan 571, Mekke - 8 Haziran 632, Medine) ya da kısaca Muhammed, İslam dininin son peygamberi.
İslam inancına göre Muhammed, tüm insanlığa ve cinlere gönderilmiş son peygamberdir.
571 yılında Mekke'de doğmuş. 610 yılında, kendisinin Allah tarafından tüm insanlara gönderildiği son peygamber olduğunu açıklamış ve insanları İslam'a davet etmeye başlamıştır. Kendisine ve yeni din mensuplarına karşı, Mekke'de artan baskı ve zulümler sonucu 622 yılında Medine'ye göç etmiş (hicret) ve burada ilk İslam devletini kurmuştur. 632 yılında rahatsızlanarak Medine'de vefat etmiştir.
İslam dini inancına göre, Allah tarafından Cebrail isimli melek aracılığıyla kendisine vahyedilen ayetlerin toplandığı kitap olan Kur'an'ın tüm insanlara ve cinlere gönderildiğine inanılır.
Müslümanlar adını andıktan sonra (genellikle "sallallâhu aleyhi ve sellem" şeklinde) salâvat getirirler. Kısaca "Allah'ın selamı onun üzerine olsun" anlamına gelen bu söz genellikle yazında "s.a.s", "s.a.v" veya "s.a" olarak kısaltılırken, Türk-İslam literatüründe ise Hz. Muhammed (s.a.v) şeklinde yazılır.
Hz. Muhammed'in Çocukluğu:
Babası Abdullah bin Abdulmuttalib, annesi Medine'nin Hazreç kabilesinden Nennaceler'den Vehb bin Abdumenaf'ın kızı Âmine'dir. Muhammed daha doğmadan babası vefat etti. Yetiştirilmesini dedesi Abdülmuttalib üzerine aldı ve torununa "Muhammed" adını verdi. Muhammed o sıralarda Mekke'de bulunan Beni Sa’d kabilesinden Halime adlı bir kadına emanet edildi. Muhammed’i ondan önce Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe emzirdi. Muhammed üç yaşına kadar annesi Amine’nin de gözetimiyle sütannesi Halime'nin yanında kaldı, daha sonra Mekke’ye, annesinin yanına döndü.
Muhammed altı yaşında iken annesi Âmine ve bakıcısı Ümm-ü Eymen’le birlikte akrabalarını görmek için Medine’ye gitti. Bir ay Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönüşte Ebva’ya ulaştıklarında annesi vefat edip orada defnedildi. Cariyeleri Ümmü Eymen onu Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalip’e teslim etti. Dedesi, yetiştirmesi için onu, oğlu Ebu Talip’e bıraktı. Ebu Talip’in ona çok iyi baktığı, Yengesinin de de kendisine çok iyi davrandığı; çocukları aç olsalar bile önce onu doyurduğu rivayet edilir. Muhammed'in doğum, çocukluk ve gençlik dönemlerine ait mitolojik anlatımlar değişik siyer kitaplarında yer almaktadır.
Hz. Muhammed'in Gençliği:
Muhammed dokuz yaşındayken amcası, ticaret yapmak için gittiği Suriye’ye onu da götürdü. Rivayetlere göre Busra kasabasında Bahira isminde bir rahibin onun peygamber olacağını haber verdiği söylenir. Muhammed on yedi yaşındayken de amcası Zübeyr bin Abdülmuttalib ile Yemen’e gitti. Bu geziler, bilgi ve görgüsünü artırmasının yanı sıra ruhsal yapısının gelişmesinde de etkin rol oynadı. Bu arada amcaları ile birlikte Kureyş ve Kays kabileleri arasındaki Ficar Savaşı’na katıldı. Ticarete olan ilgisi Hatice ile tanışmasına neden oldu ve onun sermayesi ile ticarete başladı.
Muhammed peygamberliğinden önce Nur Dağındaki Hira Mağarasına çekilerek Mekke'den uzaklaşırdı.
Muhammed gençliğinde çevresinden gelen paganist görüş ve uygulamalarla ilgilenmedi. Kendisi, aynı dönemde herhangi bir puta tapmamakla birlikte, başkalarının tapınmalarına da açıkça karşı çıkmadı. Kur'an ayetlerinde geçen “...oysa önce, kitap nedir, iman nedir sen bilmezdin” (Şura Suresi: 52) ve “Allah seni sapıklıkta bulupta hidayete erdirmedi mi” (Duha Suresi: 7)ifadelerinin kendisinin islam öncesi durumunu anlattığına inanılmaktadır.
Vahiy öncesi dönemde Araplarda eski dini birikimlerin şairler, kıssa anlatıcıları, hanifler ve Yahudi-hırıstiyan din bilginlerinden oluşan ve muhtemelen zengin mitolojik kültür birikiminin geniş toplum kesimlerince bilindiği, Muhammed’in de içinde yaşadığı bu toplumun yazılı veya sözlü anlatımlarından oluşan birikime sahip olduğu düşünülmektedir. Örneğin vahiy öncesi dönemde Muhammed’in eşi Haticenin amcasının oğlu olması dolayısıyla görüşme ihtimali olan kişilerden biri olan rahip Varaka, Tevrat, Zebur ve İncil'i de kapsayan Kitabı Mukaddes'e hâkimdi. Varaka'nın dinler tarihi konusundaki birikimlerini Muhammed’e aktardığı ve bu bilgilerin Kuran'daki Yahudi, Hıristiyan kültürüyle ilgili dini anlatımlara kaynak teşkil ettiği ileri sürülür.
Muhammed'le ilgili tartışılan konulardan birisi de okur-yazar olup olmadığı konusudur. Geleneksel görüş Muhammed'in okur-yazar olmadığı şeklinde ise de uzun yıllar zengin bir kadın olan Hatice'nin ticari faaliyetlerini yürütmesi vb. sebeplerle okur-yazar olduğunu düşünenler de vardır.
Hz. Muhammed ve İlk Vahiy:
Hz.Muhammed 40 yaşına yaklaştığında toplumdan uzaklaşarak Mekke’nin kuzeyinde, Nur dağı'ndaki Hira mağarasında inzivaya çekilmeyi ve burada vakit geçirmeyi adet edinmiş, bu durum 1-2 yıl devam etmiştir.
Muhammed'in 610 yılından başlayarak, öldüğü yıl olan 632'ye kadar aldığına inanılan ve vahiy kâtipleri tarafından kayda geçirilen vahiyler Kur'an'ı oluşturur. 40 yaşındayken 610'da, 26 Ramazan'ı 27’sine bağlayan gece (Kadir gecesi), Muhammed'e geldiğine inanılan ilk vahiy şu şekilde anlatılır: Muhammed, Hira Dağı'nda tefekkürle meşgulken Cebrail adlı melek geldi ve ona "Oku!" dedi. Muhammed "okumasını bilmem, ne okuyayım?" dedi. Bunun üzerine Cebrail, Muhammed’i sıkarak, yine "Oku!" dedi. Muhammed tekrar okuması olmadığını söyleyince, Cebrail onu sararak aynı şekilde sıktı ve geri bırakarak "Oku!" dedi. Muhammed "Okuma bilmem, söyle ne okuyayım" diye karşılık verince Cebrail, Alak Suresi'nin ilk ayetlerini okudu: "Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."
Korku ve heyecan içinde kalan Muhammed, ayetleri tekrar etti ve hafızasına yerleştirdi. Ardından Cebrail kayboldu Muhammed evine dönmek üzere yerinden kalktı. Yola çıkan Muhammed'e etraftan binlerce ses: "Ey Muhammed selam olsun! Ya Resulullah, sana selam olsun!" diyordu. Her defasında geriye dönüyor, taş ve ağaçlardan başka bir şey göremiyordu. Ona peygamberlik verilmişti... Evine geldiğinde yatağına yattı ve yalnızca "Beni örtün" diyebildi... Uyandığında başından geçenleri Hatice'ye anlattı. Ardından başından geçenleri Hatice'nin amcasının oğlu olan Varaka bin Nevfel'e açıkladı. Yaşlı bir Hristiyan bilgini olan Varaka bin Nevfel anlatılanları duyunca "Kuddûs... Bu gördüğün Melek yüce Allah'ın Musa peygambere gönderdiği Ruhu'l-Kudüstür. Sen de bu ümmetin peygamberisin. Keşke kavminin seni yurdundan çıkaracağı zaman sağ olup sana yardım edebilsem."
Muhammed bin Abdullah'ın ilk vahyini bir Nasruti Hristiyan bilgini ve aynı zamanda bir şair olan Varaka bin Nevfel'e anlatmasının üzerinden çok geçmeden Varaka bin Nevfel vefat etti. Bu olayın ardından vahiy 3 yıl süreyle kesintiye uğramıştır. Bu vahiy kesintisi dönemi Fetretu'l Vahiy olarak adlandırılır.
Bu konudaki bir başka rivayete göre Varaka’nın, “Korkarım ki ona gelen, Cebrail’den başkasıdır. Çünkü bazı şeytanlar, bir kısım insanı saptırmak için Cebrail sûretine girip ona benzerler. Amaçları akıl sahibi kişileri, deli ve mecnûn etmektir.” diye görüş bildirdiği, bunun üzerine “Nûn, kaleme ve yazdıklarına ant olsun ki, Rabbinin nimeti sayesinde sen mecnûn değilsin” (68:1-2) ayetlerinin indiği kaydedilir.
Sünni inanışına göre Muhammed’in İslam'a çağrısına ilk uyan, eşi Hatice oldu. Onu amcası Talip’in oğlu Ali, azatlı kölelerden Zeyd bin Harise ve Ebu Bekir izledi. Şia'ya göre ise ilk Müslüman amcasının oğlu Ali bin Ebu Talib'dir. Bir süre yine vahiy kesildikten sonra on bir ayetten oluşan Duha Suresi indi. Bu surede, Allah’ın Peygamber’i yalnız bırakmadığı, yetimken barındırdığı, bu nedenle yoksullara yardım edilmesi ve iyi davranılması gerektiği üzerinde duruldu. Bu dönemde İslam dinini kabul edenlerin büyük bir çoğunluğu dinlerini gizlemek zorunda kaldılar. Belli bir süre sonra Muhammed önce akrabalarını, ardından Safâ tepesi ne çıkarak tüm Mekke halkını açıktan açığa Müslüman olmaya çağırdı. İlk müslümanlar ağır hakaret ve işkencelere katlanmak zorunda kaldılar.
Muhammed, Kur'an'a dayanarak Musevilik ve Hıristiyanlığı din olarak tanımakla birlikte, Yahudi ve Hıristiyanların bu dinlerin aslını bozduklarını iddia ederek, onları İslam'a davet etti.
Hz. Muhammed 'inSavaşları:
Mekkeliler : 1000 kişi
Savaşın Sebebi Mekkelilerin;ellerinden kaçırdıkları Müslümanlardan intikam almak,ve onları yok etmek istemeleri.
Savaşın Sonucu :
1-Müslümanlar bu savaşı kazandı.
2-Mekkeli müşriklerin bazı elebaşıları öldürüldü.
3-Mekkelilerden 70 kadar kişi öldü,70 kadarı da esir alındı.
4-Müslümanlardan da 14 kişi şehit oldu..
Esirlere ne yapıldı?
1-Maddi durumları iyi olanlar para karşılığı serbest bırakıldı.
2-Bunlardan okuma-yazma bilenler;10 Müslüman’a okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakıldı.
3- Fakir esirler ise karşılıksız olarak serbest bırakıldılar
Bedir Savaşının Önemi :
1-Bedir Savaşı İslam’ın ve Müslümanların artık kendilerini kabul ettirdiği bir savaş olmuştur.
2-Bu savaşla Medine İslam Devletinin temeli atılmıştır.
3-Zaferle sonuçlanan bu savaşla hem İslam Dini ve hem de Müslümanlar kuvvetlendiler.
4-Bu savaştan sonra Mekkeliler Müslümanlardan korkmaya başlamışlardır.
Savaşın Sebebi : Bu savaş Mekkelilerin Bedir Savaşının yenilgilerinin intikamını almak istemeleridir.
Savaşın Sonucu: Bu savaşta da Müslümanlar galip gelmek üzere iken,peygamberimizin ısrarla hiç ayrılmamalarını istediği okçuların savaşı kazandık zannederek yerlerini terk etmeleri sebebiyle,Müslümanlar büyük zararlar verdiler.
1-Peygamberimizin amcası Hz.Hamza bu savaşta şehit oldu.
2-Müslümanlardan 70 kişi şehit oldu.
3-Peygamberimiz hafifçe yaralandı.
Uhud Savaşının Önemi: Bu savaşın sonunda Müslümanlara komutanın ve Peygamberin sözlerini her zaman dinlemenin gerektiği anlaşılmıştır
Savaşın Sebebi : Mekkelilerin,Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak için Medine’yi kuşatmaları.
Savaşın Sonucu:Müslümanlar Şehrin ovaya bakan kısmını,hendekler(çukurlar)ka zarak,savunma yaptılar.Mekkeliler 20 gün boyunca kuşatmayı sürdürdüler. Erzaklarının da tükenmesi ve son gecede çıkan bir fırtına ile bütün malzemelerinin dağılması ile kuşatmaya son verip geriye dönmüşlerdir.
Anlaşma maddelerinin bir kısmı şöyledir :
1 – İki taraf da 10 yıl boyunca barış içinde bulunacaklardır.
2 – Mekkelilerden,Medine’ye kaçan olursa Müslümanlar o’nu Mekkelilere geri vereceklerdi.
3 – Medine’den Mekke’ye kaçan olursa Mekkeliler ise geri vermek zorunda olmayacaklardı.
4 – Müslümanlar bu yıl umre yapmayıp,gelecek yıla erteleyeceklerdi.Gelecek yıl ise Mekkeliler şehri terk edecekler,,Müslümanlar da şehre silahsız olarak gireceklerdi.Şehirde en fazla 3 gün kalacaklardı.
Mescid-i Nebevi'nin içindeki mezarı
632 yılının sonlarında, Veda Haccı'ndan sonra Muhammed hastalandı. Son anlarında Ayşe ve kızları yanındaydı.
Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.
Başı Ayşe'nin göğsüne dayalı şekilde kelime-i şehadet getirdi. Ağzından dökülen son cümle "Allahümme er-refikül ala..." şeklindeydi. Bu şekilde 8 Haziran 632 yılı pazartesi günü vefat etti.
Vefat haberini duyan ashab hemen evine geldi. Ömer onun öldüğünü kabullenemiyordu. Ebubekir "Şayet Muhammed'e tapıyor idiyseniz, bilin ki Muhammed öldü. Yok, şayet Allah'a tapıyorsanız, bilin ki Allah bâkidir." diyerek insanları yatıştırdı. Daha sonra şu ayeti okudu:
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.(Al-i İmran 144)
Peygamber Mescid-i Nebi'nin yanında mezarına defnedildi.
[kaynak: wikipedia.org]
Hz. Muhammed (S.A.V.) Hayatı:
Ebu el-Kasım Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalip bin Haşim (20 Nisan 571, Mekke - 8 Haziran 632, Medine) ya da kısaca Muhammed, İslam dininin son peygamberi.
İslam inancına göre Muhammed, tüm insanlığa ve cinlere gönderilmiş son peygamberdir.
571 yılında Mekke'de doğmuş. 610 yılında, kendisinin Allah tarafından tüm insanlara gönderildiği son peygamber olduğunu açıklamış ve insanları İslam'a davet etmeye başlamıştır. Kendisine ve yeni din mensuplarına karşı, Mekke'de artan baskı ve zulümler sonucu 622 yılında Medine'ye göç etmiş (hicret) ve burada ilk İslam devletini kurmuştur. 632 yılında rahatsızlanarak Medine'de vefat etmiştir.
İslam dini inancına göre, Allah tarafından Cebrail isimli melek aracılığıyla kendisine vahyedilen ayetlerin toplandığı kitap olan Kur'an'ın tüm insanlara ve cinlere gönderildiğine inanılır.
Müslümanlar adını andıktan sonra (genellikle "sallallâhu aleyhi ve sellem" şeklinde) salâvat getirirler. Kısaca "Allah'ın selamı onun üzerine olsun" anlamına gelen bu söz genellikle yazında "s.a.s", "s.a.v" veya "s.a" olarak kısaltılırken, Türk-İslam literatüründe ise Hz. Muhammed (s.a.v) şeklinde yazılır.
Hz. Muhammed'in Çocukluğu:
Babası Abdullah bin Abdulmuttalib, annesi Medine'nin Hazreç kabilesinden Nennaceler'den Vehb bin Abdumenaf'ın kızı Âmine'dir. Muhammed daha doğmadan babası vefat etti. Yetiştirilmesini dedesi Abdülmuttalib üzerine aldı ve torununa "Muhammed" adını verdi. Muhammed o sıralarda Mekke'de bulunan Beni Sa’d kabilesinden Halime adlı bir kadına emanet edildi. Muhammed’i ondan önce Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe emzirdi. Muhammed üç yaşına kadar annesi Amine’nin de gözetimiyle sütannesi Halime'nin yanında kaldı, daha sonra Mekke’ye, annesinin yanına döndü.
Muhammed altı yaşında iken annesi Âmine ve bakıcısı Ümm-ü Eymen’le birlikte akrabalarını görmek için Medine’ye gitti. Bir ay Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönüşte Ebva’ya ulaştıklarında annesi vefat edip orada defnedildi. Cariyeleri Ümmü Eymen onu Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalip’e teslim etti. Dedesi, yetiştirmesi için onu, oğlu Ebu Talip’e bıraktı. Ebu Talip’in ona çok iyi baktığı, Yengesinin de de kendisine çok iyi davrandığı; çocukları aç olsalar bile önce onu doyurduğu rivayet edilir. Muhammed'in doğum, çocukluk ve gençlik dönemlerine ait mitolojik anlatımlar değişik siyer kitaplarında yer almaktadır.
Hz. Muhammed'in Gençliği:
Muhammed dokuz yaşındayken amcası, ticaret yapmak için gittiği Suriye’ye onu da götürdü. Rivayetlere göre Busra kasabasında Bahira isminde bir rahibin onun peygamber olacağını haber verdiği söylenir. Muhammed on yedi yaşındayken de amcası Zübeyr bin Abdülmuttalib ile Yemen’e gitti. Bu geziler, bilgi ve görgüsünü artırmasının yanı sıra ruhsal yapısının gelişmesinde de etkin rol oynadı. Bu arada amcaları ile birlikte Kureyş ve Kays kabileleri arasındaki Ficar Savaşı’na katıldı. Ticarete olan ilgisi Hatice ile tanışmasına neden oldu ve onun sermayesi ile ticarete başladı.
Muhammed peygamberliğinden önce Nur Dağındaki Hira Mağarasına çekilerek Mekke'den uzaklaşırdı.
Muhammed gençliğinde çevresinden gelen paganist görüş ve uygulamalarla ilgilenmedi. Kendisi, aynı dönemde herhangi bir puta tapmamakla birlikte, başkalarının tapınmalarına da açıkça karşı çıkmadı. Kur'an ayetlerinde geçen “...oysa önce, kitap nedir, iman nedir sen bilmezdin” (Şura Suresi: 52) ve “Allah seni sapıklıkta bulupta hidayete erdirmedi mi” (Duha Suresi: 7)ifadelerinin kendisinin islam öncesi durumunu anlattığına inanılmaktadır.
Vahiy öncesi dönemde Araplarda eski dini birikimlerin şairler, kıssa anlatıcıları, hanifler ve Yahudi-hırıstiyan din bilginlerinden oluşan ve muhtemelen zengin mitolojik kültür birikiminin geniş toplum kesimlerince bilindiği, Muhammed’in de içinde yaşadığı bu toplumun yazılı veya sözlü anlatımlarından oluşan birikime sahip olduğu düşünülmektedir. Örneğin vahiy öncesi dönemde Muhammed’in eşi Haticenin amcasının oğlu olması dolayısıyla görüşme ihtimali olan kişilerden biri olan rahip Varaka, Tevrat, Zebur ve İncil'i de kapsayan Kitabı Mukaddes'e hâkimdi. Varaka'nın dinler tarihi konusundaki birikimlerini Muhammed’e aktardığı ve bu bilgilerin Kuran'daki Yahudi, Hıristiyan kültürüyle ilgili dini anlatımlara kaynak teşkil ettiği ileri sürülür.
Muhammed'le ilgili tartışılan konulardan birisi de okur-yazar olup olmadığı konusudur. Geleneksel görüş Muhammed'in okur-yazar olmadığı şeklinde ise de uzun yıllar zengin bir kadın olan Hatice'nin ticari faaliyetlerini yürütmesi vb. sebeplerle okur-yazar olduğunu düşünenler de vardır.
Hz. Muhammed ve İlk Vahiy:
Hz.Muhammed 40 yaşına yaklaştığında toplumdan uzaklaşarak Mekke’nin kuzeyinde, Nur dağı'ndaki Hira mağarasında inzivaya çekilmeyi ve burada vakit geçirmeyi adet edinmiş, bu durum 1-2 yıl devam etmiştir.
Muhammed'in 610 yılından başlayarak, öldüğü yıl olan 632'ye kadar aldığına inanılan ve vahiy kâtipleri tarafından kayda geçirilen vahiyler Kur'an'ı oluşturur. 40 yaşındayken 610'da, 26 Ramazan'ı 27’sine bağlayan gece (Kadir gecesi), Muhammed'e geldiğine inanılan ilk vahiy şu şekilde anlatılır: Muhammed, Hira Dağı'nda tefekkürle meşgulken Cebrail adlı melek geldi ve ona "Oku!" dedi. Muhammed "okumasını bilmem, ne okuyayım?" dedi. Bunun üzerine Cebrail, Muhammed’i sıkarak, yine "Oku!" dedi. Muhammed tekrar okuması olmadığını söyleyince, Cebrail onu sararak aynı şekilde sıktı ve geri bırakarak "Oku!" dedi. Muhammed "Okuma bilmem, söyle ne okuyayım" diye karşılık verince Cebrail, Alak Suresi'nin ilk ayetlerini okudu: "Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."
Korku ve heyecan içinde kalan Muhammed, ayetleri tekrar etti ve hafızasına yerleştirdi. Ardından Cebrail kayboldu Muhammed evine dönmek üzere yerinden kalktı. Yola çıkan Muhammed'e etraftan binlerce ses: "Ey Muhammed selam olsun! Ya Resulullah, sana selam olsun!" diyordu. Her defasında geriye dönüyor, taş ve ağaçlardan başka bir şey göremiyordu. Ona peygamberlik verilmişti... Evine geldiğinde yatağına yattı ve yalnızca "Beni örtün" diyebildi... Uyandığında başından geçenleri Hatice'ye anlattı. Ardından başından geçenleri Hatice'nin amcasının oğlu olan Varaka bin Nevfel'e açıkladı. Yaşlı bir Hristiyan bilgini olan Varaka bin Nevfel anlatılanları duyunca "Kuddûs... Bu gördüğün Melek yüce Allah'ın Musa peygambere gönderdiği Ruhu'l-Kudüstür. Sen de bu ümmetin peygamberisin. Keşke kavminin seni yurdundan çıkaracağı zaman sağ olup sana yardım edebilsem."
Muhammed bin Abdullah'ın ilk vahyini bir Nasruti Hristiyan bilgini ve aynı zamanda bir şair olan Varaka bin Nevfel'e anlatmasının üzerinden çok geçmeden Varaka bin Nevfel vefat etti. Bu olayın ardından vahiy 3 yıl süreyle kesintiye uğramıştır. Bu vahiy kesintisi dönemi Fetretu'l Vahiy olarak adlandırılır.
Bu konudaki bir başka rivayete göre Varaka’nın, “Korkarım ki ona gelen, Cebrail’den başkasıdır. Çünkü bazı şeytanlar, bir kısım insanı saptırmak için Cebrail sûretine girip ona benzerler. Amaçları akıl sahibi kişileri, deli ve mecnûn etmektir.” diye görüş bildirdiği, bunun üzerine “Nûn, kaleme ve yazdıklarına ant olsun ki, Rabbinin nimeti sayesinde sen mecnûn değilsin” (68:1-2) ayetlerinin indiği kaydedilir.
Sünni inanışına göre Muhammed’in İslam'a çağrısına ilk uyan, eşi Hatice oldu. Onu amcası Talip’in oğlu Ali, azatlı kölelerden Zeyd bin Harise ve Ebu Bekir izledi. Şia'ya göre ise ilk Müslüman amcasının oğlu Ali bin Ebu Talib'dir. Bir süre yine vahiy kesildikten sonra on bir ayetten oluşan Duha Suresi indi. Bu surede, Allah’ın Peygamber’i yalnız bırakmadığı, yetimken barındırdığı, bu nedenle yoksullara yardım edilmesi ve iyi davranılması gerektiği üzerinde duruldu. Bu dönemde İslam dinini kabul edenlerin büyük bir çoğunluğu dinlerini gizlemek zorunda kaldılar. Belli bir süre sonra Muhammed önce akrabalarını, ardından Safâ tepesi ne çıkarak tüm Mekke halkını açıktan açığa Müslüman olmaya çağırdı. İlk müslümanlar ağır hakaret ve işkencelere katlanmak zorunda kaldılar.
Muhammed, Kur'an'a dayanarak Musevilik ve Hıristiyanlığı din olarak tanımakla birlikte, Yahudi ve Hıristiyanların bu dinlerin aslını bozduklarını iddia ederek, onları İslam'a davet etti.
Hz. Muhammed 'inSavaşları:
Bedir Savaşı : (Mart 624 – Hicretin 2.yılı )
Müslümanlar :305 kişiMekkeliler : 1000 kişi
Savaşın Sebebi Mekkelilerin;ellerinden kaçırdıkları Müslümanlardan intikam almak,ve onları yok etmek istemeleri.
Savaşın Sonucu :
1-Müslümanlar bu savaşı kazandı.
2-Mekkeli müşriklerin bazı elebaşıları öldürüldü.
3-Mekkelilerden 70 kadar kişi öldü,70 kadarı da esir alındı.
4-Müslümanlardan da 14 kişi şehit oldu..
Esirlere ne yapıldı?
1-Maddi durumları iyi olanlar para karşılığı serbest bırakıldı.
2-Bunlardan okuma-yazma bilenler;10 Müslüman’a okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakıldı.
3- Fakir esirler ise karşılıksız olarak serbest bırakıldılar
Bedir Savaşının Önemi :
1-Bedir Savaşı İslam’ın ve Müslümanların artık kendilerini kabul ettirdiği bir savaş olmuştur.
2-Bu savaşla Medine İslam Devletinin temeli atılmıştır.
3-Zaferle sonuçlanan bu savaşla hem İslam Dini ve hem de Müslümanlar kuvvetlendiler.
4-Bu savaştan sonra Mekkeliler Müslümanlardan korkmaya başlamışlardır.
Uhud Savaşı ( Mart 625 -Hicretin 3.yılı.)
Müslümanlar: 700 kişi Mekkeliler :3000 kişiSavaşın Sebebi : Bu savaş Mekkelilerin Bedir Savaşının yenilgilerinin intikamını almak istemeleridir.
Savaşın Sonucu: Bu savaşta da Müslümanlar galip gelmek üzere iken,peygamberimizin ısrarla hiç ayrılmamalarını istediği okçuların savaşı kazandık zannederek yerlerini terk etmeleri sebebiyle,Müslümanlar büyük zararlar verdiler.
1-Peygamberimizin amcası Hz.Hamza bu savaşta şehit oldu.
2-Müslümanlardan 70 kişi şehit oldu.
3-Peygamberimiz hafifçe yaralandı.
Uhud Savaşının Önemi: Bu savaşın sonunda Müslümanlara komutanın ve Peygamberin sözlerini her zaman dinlemenin gerektiği anlaşılmıştır
Hendek Savaşı( Mart 627 )
Müslümanlar :3.000 kişi Mekkeliler : 10.000 kişiSavaşın Sebebi : Mekkelilerin,Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak için Medine’yi kuşatmaları.
Savaşın Sonucu:Müslümanlar Şehrin ovaya bakan kısmını,hendekler(çukurlar)ka zarak,savunma yaptılar.Mekkeliler 20 gün boyunca kuşatmayı sürdürdüler. Erzaklarının da tükenmesi ve son gecede çıkan bir fırtına ile bütün malzemelerinin dağılması ile kuşatmaya son verip geriye dönmüşlerdir.
Hudeybiye Barışı ve Mekke'nin Fethi:
Hendek Savaşından bir yıl sonra hicretin 6.yılından Mekkelilerle Müslümanlar arasında bir anlaşma yapıldı.Hudeybiye denilen yerde yapılan bu anlaşmanın şartları görünüşte Müslümanların aleyhine gibi görünmüştü,fakat anlaşmanın maddeleri zamanla Müslümanların işine yaramıştır.
Hudeybiye Barışının Önemi:
Bu anlaşma Mekke’nin fethedilmesini sağlamış bir anlaşmadır.Anlaşma maddelerinin bir kısmı şöyledir :
1 – İki taraf da 10 yıl boyunca barış içinde bulunacaklardır.
2 – Mekkelilerden,Medine’ye kaçan olursa Müslümanlar o’nu Mekkelilere geri vereceklerdi.
3 – Medine’den Mekke’ye kaçan olursa Mekkeliler ise geri vermek zorunda olmayacaklardı.
4 – Müslümanlar bu yıl umre yapmayıp,gelecek yıla erteleyeceklerdi.Gelecek yıl ise Mekkeliler şehri terk edecekler,,Müslümanlar da şehre silahsız olarak gireceklerdi.Şehirde en fazla 3 gün kalacaklardı.
Ancak Mekkeliler bu anlaşmaya uymadılar.Bunun üzerine Hz.Peygamber de 10.000 kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürümek zorunda kaldı
Mekke civarına geldiklerinde İslam Ordusu konakladı.Peygamberimiz (s)in emriyle on bin terde ateşler yakıldı.Bu kalabalığı gören Mekkeliler;karşı koymaya cesaret edemediler.Hicretin 8.yılında (630 yılında,kan dökmeden Mekke’ye girdi. Yıllarca kendisine ve Müslümanlara eziyet eden Mekkelileri de bağışladı Bu davranışı ile O büyüklüğünü gösterdi. Bunun üzerine Mekkeliler gruplar halinde Müslüman oldular.
Hz. Muhammed'in Vefatı:
Mescid-i Nebevi'nin içindeki mezarı
632 yılının sonlarında, Veda Haccı'ndan sonra Muhammed hastalandı. Son anlarında Ayşe ve kızları yanındaydı.
Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.
Başı Ayşe'nin göğsüne dayalı şekilde kelime-i şehadet getirdi. Ağzından dökülen son cümle "Allahümme er-refikül ala..." şeklindeydi. Bu şekilde 8 Haziran 632 yılı pazartesi günü vefat etti.
Vefat haberini duyan ashab hemen evine geldi. Ömer onun öldüğünü kabullenemiyordu. Ebubekir "Şayet Muhammed'e tapıyor idiyseniz, bilin ki Muhammed öldü. Yok, şayet Allah'a tapıyorsanız, bilin ki Allah bâkidir." diyerek insanları yatıştırdı. Daha sonra şu ayeti okudu:
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.(Al-i İmran 144)
Peygamber Mescid-i Nebi'nin yanında mezarına defnedildi.
[kaynak: wikipedia.org]
islamın şartı nedir, islamın şartları nelerdir, islamın 5 şartı nedir, islamın beş şartı nedir, din, Müslümanlık, islamın şartı kaçtır, islamın şartları, kelimei şehadet getirmek nedir, islamın beş şartı konusu, kuranda islamın şartı
İslamın Şartı Nedir?
İslamın beş şartı sünni islamda farz olduğuna inanılan yükümlülükler bütünüdür.
Kur'an'da açık emir olarak geçen ibadet ve eylemlerin yapılması, inananlara şarttır. Bunlardan özellikle 5 tanesi geleneksel islamda İslam'ın Beş Şartı adıyla bilinir ve önemi vurgulanır.
Anlayış Abdullah bin Ömer ve babası Ömer bin Hattab aracılığıyla aktarılan ve Sünni islamda sahih olduğu kabul edilen ünlü Cibril Hadisine dayanır. Hadiste, vahiy meleği olarak kabul edilen Cebrail sahabelerden Dıhye kılığına bürünerek peygamber ve arkadaşlarını ziyaret eder, peygambere çeşitli sorular sorar. Bu sorulardan biri ve aldığı yanıt şöyledir:
Bu hadisten yola çıkarak İslam'ın beş şartı adıyla şu ibadetler temel kabul edilmiştir:
İslam inancındaki Allah'tan başka ilah olmadığı esasının beyanı olan ibaredir. "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve resûlü" şeklinde telaffuz edilir. Şehadet etmek İslam'a göre İslam'ın beş şartından birincisidir. Türkçe anlamı şudur: "Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka hiçbir İlâh yoktur, ve yine şahitlik ederim ki Muhammed, O'nun kulu ve elçisidir." Arapça'da la ve illa kelimelerinin kullanım şekline göre, ilk bölüm "Hiçbir İlah yoktur, sadece Allah vardır." şeklinde de tanımlanmaktadır. La ilâhe illallah, Allah'tan başka ilah yoktur manasına gelen Arapça bir ibaredir. Kelime-i tevhid'in ilk kısmıdır. Ayrıca Tevrat'ta 10. emir içinde yer alır.
2. Namaz Kılmak:
Sünni İslam anlayışına göre İslamın şartları'ndan biri kabul edilen ibadettir. Kur'an'da günün belli vakitlerinde abdestle birlikte duaya kalkılması ifadesi bulunur. Kur'an’a göre namaz Allah'ı anarak teslimiyetin gösterildiği bir arınma biçimi ve İbrahim'e öğretilen bir ibadet şeklidir.
3. Oruç Tutmak:
Oruç, İslam dininde ve diğer birçok dinde yer alan ve farklı biçimlerde yapılan bir ibadet türüdür. Dinlerdeki oruç ibadetlerinin ortak noktası yemek, içmek ve cinsel ilişki gibi dünyevi hazlardan belli bir süre uzak durmaktır.
4. Zekat Vermek:
Kelime olarak; temizlik, artmak, bereketli olmak, iyi ve düzgün olmak anlamına gelir. Dinî terminolojide ise; Şeriatte "asli ihtiyaçlar" dışında nisap miktarı mala sahip olan ve bu sebeple zengin sayılan Müslüman'ın, bu zenginliği üzerinden 1 tam yıl geçtiğinde vermesi gereken verginin adıdır. Veren kimseyi cimrilikten, kirlerinden ve günahlardan temizlediği ve malında berekete vesile olduğuna inanıldığı için, kelime manası ile dinî manası arasında bir bağ kurulur. Dini terminolojide mecburi olmayan, belirli şartlarla kısıtlanmayan bağışlar için sadaka kelimesi kullanılır.
5. Hacca Gitmek:
Hac, dinî sebeplerle, genellikle dinî önemi olan mekân ve yerlere yapılan ziyaret ve gezi. Hac aynı zamanda İslam dinindeki dinî bir ziyaret barındıran hac ibadetinin özel ismidir.
[ Kaynak: wikipedia.org ]
İslamın Şartı Nedir?
İslamın beş şartı sünni islamda farz olduğuna inanılan yükümlülükler bütünüdür.
Kur'an'da açık emir olarak geçen ibadet ve eylemlerin yapılması, inananlara şarttır. Bunlardan özellikle 5 tanesi geleneksel islamda İslam'ın Beş Şartı adıyla bilinir ve önemi vurgulanır.
Anlayış Abdullah bin Ömer ve babası Ömer bin Hattab aracılığıyla aktarılan ve Sünni islamda sahih olduğu kabul edilen ünlü Cibril Hadisine dayanır. Hadiste, vahiy meleği olarak kabul edilen Cebrail sahabelerden Dıhye kılığına bürünerek peygamber ve arkadaşlarını ziyaret eder, peygambere çeşitli sorular sorar. Bu sorulardan biri ve aldığı yanıt şöyledir:
-
- "'Ya Muhammed! Bana İslam'ın ne olduğunu söyle!' Muhammed: 'İslam; Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Resulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir' buyurdu. O zat: 'Doğru söyledin' dedi. '"
Bu hadisten yola çıkarak İslam'ın beş şartı adıyla şu ibadetler temel kabul edilmiştir:
- Kelime-i şehadet getirmek,
- Namaz kılmak,
- Oruç tutmak,
- Zekât vermek,
- Hacca gitmek.
İslam inancındaki Allah'tan başka ilah olmadığı esasının beyanı olan ibaredir. "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve resûlü" şeklinde telaffuz edilir. Şehadet etmek İslam'a göre İslam'ın beş şartından birincisidir. Türkçe anlamı şudur: "Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka hiçbir İlâh yoktur, ve yine şahitlik ederim ki Muhammed, O'nun kulu ve elçisidir." Arapça'da la ve illa kelimelerinin kullanım şekline göre, ilk bölüm "Hiçbir İlah yoktur, sadece Allah vardır." şeklinde de tanımlanmaktadır. La ilâhe illallah, Allah'tan başka ilah yoktur manasına gelen Arapça bir ibaredir. Kelime-i tevhid'in ilk kısmıdır. Ayrıca Tevrat'ta 10. emir içinde yer alır.
2. Namaz Kılmak:
Sünni İslam anlayışına göre İslamın şartları'ndan biri kabul edilen ibadettir. Kur'an'da günün belli vakitlerinde abdestle birlikte duaya kalkılması ifadesi bulunur. Kur'an’a göre namaz Allah'ı anarak teslimiyetin gösterildiği bir arınma biçimi ve İbrahim'e öğretilen bir ibadet şeklidir.
3. Oruç Tutmak:
Oruç, İslam dininde ve diğer birçok dinde yer alan ve farklı biçimlerde yapılan bir ibadet türüdür. Dinlerdeki oruç ibadetlerinin ortak noktası yemek, içmek ve cinsel ilişki gibi dünyevi hazlardan belli bir süre uzak durmaktır.
4. Zekat Vermek:
Kelime olarak; temizlik, artmak, bereketli olmak, iyi ve düzgün olmak anlamına gelir. Dinî terminolojide ise; Şeriatte "asli ihtiyaçlar" dışında nisap miktarı mala sahip olan ve bu sebeple zengin sayılan Müslüman'ın, bu zenginliği üzerinden 1 tam yıl geçtiğinde vermesi gereken verginin adıdır. Veren kimseyi cimrilikten, kirlerinden ve günahlardan temizlediği ve malında berekete vesile olduğuna inanıldığı için, kelime manası ile dinî manası arasında bir bağ kurulur. Dini terminolojide mecburi olmayan, belirli şartlarla kısıtlanmayan bağışlar için sadaka kelimesi kullanılır.
5. Hacca Gitmek:
Hac, dinî sebeplerle, genellikle dinî önemi olan mekân ve yerlere yapılan ziyaret ve gezi. Hac aynı zamanda İslam dinindeki dinî bir ziyaret barındıran hac ibadetinin özel ismidir.
[ Kaynak: wikipedia.org ]
abdest almak, abdest nasıl alınır, abdest alma anlatma, abdest almak için, abdest alma resimli, abdest neden alınır, niçin abdest alırız, abdes almak, resimli anlatım abdest almak, abdest nasıl alırım, dini bilgiler
Abdest Nasıl Alınır?
Abdest Alma Resimli Anlatım...
1) Önce kollar dirseklerin yukarısına kadar sıvanır, sonra“Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya” diye niyet edilir. Ve“Eûzü billahi mineşşey-tanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm” okunur
2) Eller bileklere kadar üç kere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına dikkat edilir. Parmaklarda yüzük varsa oynatılıp altının yıkanması sağlanır.
3) Sağ avuç ile ağıza üç kere ayrı ayrı su alınıp her defasında iyice çalkalanır.
4) Sağ avuç ile buruna üç kere ayrı ayrı su çekilir.
5) Sol el ile sümkürülerek burun temizlenir.
6) Alında saçların bittiği yerden itibaren kulakların yumuşağına ve çene altına kadar yüzün her tarafı üç kere yıkanır.
7) Sağ kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır. Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur.
8) Sol kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır. Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur.
9) Eller yeni bir su ile ıslatılır. Sağ elin içi ve parmaklar başın üzerine konularak bir kere meshedilir.
10) Eller ıslatılarak sağ elin şehadet parmağı ile sağ kulağın içi, baş parmağı ile de kulağın dışı; sol elin şehadet parmağı ile sol kulağın içi, baş parmağı ile de kulağın arkası meshedilir.
11) Elleri yeniden ıslatmaya gerek olmadan geriye kalan üçer parmağın dışı ile de boyun meshedilir.
12) Sağ ayak üç kere topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya sağ parmak uçlarından başlanır ve parmak araları iyice temizlenir.
13) Sol ayak üç kere topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya sağ parmak uçlarından başlanır ve parmak araları iyice temizlenir.
Kaynak: http://www.islamiyet.gen.tr
Abdest Nasıl Alınır?
Abdest Alma Resimli Anlatım...
1) Önce kollar dirseklerin yukarısına kadar sıvanır, sonra“Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya” diye niyet edilir. Ve“Eûzü billahi mineşşey-tanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm” okunur
2) Eller bileklere kadar üç kere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına dikkat edilir. Parmaklarda yüzük varsa oynatılıp altının yıkanması sağlanır.
3) Sağ avuç ile ağıza üç kere ayrı ayrı su alınıp her defasında iyice çalkalanır.
4) Sağ avuç ile buruna üç kere ayrı ayrı su çekilir.
5) Sol el ile sümkürülerek burun temizlenir.
6) Alında saçların bittiği yerden itibaren kulakların yumuşağına ve çene altına kadar yüzün her tarafı üç kere yıkanır.
7) Sağ kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır. Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur.
8) Sol kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır. Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur.
9) Eller yeni bir su ile ıslatılır. Sağ elin içi ve parmaklar başın üzerine konularak bir kere meshedilir.
10) Eller ıslatılarak sağ elin şehadet parmağı ile sağ kulağın içi, baş parmağı ile de kulağın dışı; sol elin şehadet parmağı ile sol kulağın içi, baş parmağı ile de kulağın arkası meshedilir.
11) Elleri yeniden ıslatmaya gerek olmadan geriye kalan üçer parmağın dışı ile de boyun meshedilir.
12) Sağ ayak üç kere topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya sağ parmak uçlarından başlanır ve parmak araları iyice temizlenir.
13) Sol ayak üç kere topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya sağ parmak uçlarından başlanır ve parmak araları iyice temizlenir.
Kaynak: http://www.islamiyet.gen.tr
namaz sureleri, namaz sureleri okunuşu, namaz sureleri anlamları, namaz surelerinin anlamı, namaz ayetleri, namaz nedir, namaz sureleri, namaz sureleri nasıl okunur, namaz sürelerinin anlamları, namaz surelerinin arapçası, namaz surelerinin okunuşu, namaz surelerinin resmi, namaz surelerinin türkçesi, namazda okunan dualar, namazda hani dualar okunur
Namaz Surelerini sizler için derledik... İşte Namazda okunan duaların arapça yazılışları ve türkçe anlamları...
Fatiha Suresi Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
Li iylâfi kureyşin iylâfihim rıhle't-eş şitai vessayf fel-yâ'budû Rabbe hâzel beyti ellezi et'amehüm min cû'in ve âmenehüm min havf.
Fatiha Suresi Anlamı:
Hamd (övmek, övülmek); O, âlemlerin Rabbi, O Rahmân, Rahîm, O, âhiret gününün mâliki Allâh’ın (hakkı) dır. O’na mahsustur. Ilâhi! Yalnız Sana ibâdet ve kulluk ederiz, sade Sen’den yardım dileriz. Bizi doğru yola hidâyet eyle. Kendilerine bol bol nîmet verdiğin bahtiyarların yoluna, ki onlar ne azip sapmış, ne de gazabına uğramışlardır. (Duâmızı kabul eyle Allâh’ım!)
Kureyş Suresi Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
Liîlâfi Kureyşin. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya’büdû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et’amehüm min cû’in ve âmenehüm min havf.
Kureyş Suresi Anlamı:
Kureyşin alışkanlıkları için,kışın Yemen 'e ve yazın Şam'a göç etmeğe ülfet ettirdikleri için bu beytin Rabbine ibadet etsinler ki, onları açlıktan kurtarıp doyurdu ve korkudan emin kıldı.
Felak Suresi Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
Kul e'ûzü bi-rabbil felâkı minşerri ma halâka ve minşerri ga-sikın izâ vakabe ve min şerrin neffasati fil ukadi ve min şerri hâsi-din izâ hased. Felâk Sûresinin Anlamı
Felak Suresi Anlamı:
De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöken geceninşerrinden, düğümlere üfleyen nefeslerinşerrinden, hasedini açıklayan ve hasediyle hareket eden hasetçinin şerrinden, sabahın Rabbine sığınırım.
Fil Suresi Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
Elem tere keyfe fe'ale rabbuke bi ashab-iî fil. Elem yec'al key-dehümfi tadliylin ve ersele aleyhim tayren ebabile termiyhim bihi-caretin min sicciylin fece'alehüm ke'asfin me'kûl.
Fil Suresi Anlamı:
Rabbinin fil ashabına ne etteğini görmedin mi? O, onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı? Ve üzerlerine sürü sürü ebabil kuşları göndermedi mi? Ki her biri onlara ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar atmışlardı. Allah (u Teâlâ), onları kurt yeniği yaprağa çeviriverdi.
İhlas Suresi Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
İhlas Suresi Anlamı:
De ki: O Allah birdir, büyüklük onda nihayet bulmuştur, daim ve bakidir, her şeyden müstağni veher dileğin merci'dir. Doğmamış, doğurmamıştır. Hiç bir eşi ve benzeri yoktur.
Namaz Surelerini sizler için derledik... İşte Namazda okunan duaların arapça yazılışları ve türkçe anlamları...
Fatiha Suresi ve Anlamı:
Fatiha Suresi Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
Li iylâfi kureyşin iylâfihim rıhle't-eş şitai vessayf fel-yâ'budû Rabbe hâzel beyti ellezi et'amehüm min cû'in ve âmenehüm min havf.
Fatiha Suresi Anlamı:
Hamd (övmek, övülmek); O, âlemlerin Rabbi, O Rahmân, Rahîm, O, âhiret gününün mâliki Allâh’ın (hakkı) dır. O’na mahsustur. Ilâhi! Yalnız Sana ibâdet ve kulluk ederiz, sade Sen’den yardım dileriz. Bizi doğru yola hidâyet eyle. Kendilerine bol bol nîmet verdiğin bahtiyarların yoluna, ki onlar ne azip sapmış, ne de gazabına uğramışlardır. (Duâmızı kabul eyle Allâh’ım!)
***
Kureyş Suresi ve Anlamı:
Kureyş Suresi Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
Liîlâfi Kureyşin. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya’büdû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et’amehüm min cû’in ve âmenehüm min havf.
Kureyş Suresi Anlamı:
Kureyşin alışkanlıkları için,
***
Felak Suresi ve Anlamı:
Felak Suresi Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
Kul e'ûzü bi-rabbil felâkı minşerri ma halâka ve minşerri ga-sikın izâ vakabe ve min şerrin neffasati fil ukadi ve min şerri hâsi-din izâ hased. Felâk Sûresinin Anlamı
Felak Suresi Anlamı:
De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöken geceninşerrinden, düğümlere üfleyen nefeslerinşerrinden, hasedini açıklayan ve hasediyle hareket eden hasetçinin şerrinden, sabahın Rabbine sığınırım.
***
Fil Suresi ve Anlamı
Bismillahirrahmanirrahim.
Elem tere keyfe fe'ale rabbuke bi ashab-iî fil. Elem yec'al key-dehümfi tadliylin ve ersele aleyhim tayren ebabile termiyhim bihi-caretin min sicciylin fece'alehüm ke'asfin me'kûl.
Fil Suresi Anlamı:
Rabbinin fil ashabına ne etteğini görmedin mi? O, onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı? Ve üzerlerine sürü sürü ebabil kuşları göndermedi mi? Ki her biri onlara ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar atmışlardı. Allah (u Teâlâ), onları kurt yeniği yaprağa çeviriverdi.
***
İhlas Suresi ve Anlamı:
Bismillahirrahmanirrahim.
Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
İhlas Suresi Anlamı:
De ki: O Allah birdir, büyüklük onda nihayet bulmuştur, daim ve bakidir, her şeyden müstağni veher dileğin merci'dir. Doğmamış, doğurmamıştır. Hiç bir eşi ve benzeri yoktur.
































